İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Motivasyon

Merhaba dostlar, twitter dm’den aldığım bir soru üzerine düşüncelerimi yazmak istedim;

Motivasyon kaynağım; bu yaşıma kadar yaşadığım olaylar, çaresizlikler, acılar, ayrılıklar, kopuşlar, kaybettiğim şeyler, başarısızlıklar, hayal kırıklıkları, terk edilişler, iş hayatındaki çileler vesaire vesaire uzar gider..

23 yaşıma çok uzak sayılmam, çok büyük ve yaşlı da değilim, yaşım 29,5. Ama şu an ki fikirlerimi, düşüncelerimi 23 yaşındaki kendime anlatma şansım olsaydı; büyük ihtimalle anlamayacaktım.

Şu an ki düşüncelerimi anlamak için; yaşamak, deneyimlemek, tecrübe etmek, acılar çekmek, başarısızlıklar yaşamak gerekiyor, İnsanı bunlar geliştiriyor diye düşünüyorum.

İnsan sürekli öğreniyor, fikirleri değişiyor… bu da yaşamda deneyimleyerek, acılar çekerek, düşünerek, zamanla olaylar arasında bağlantılar kurarak, bazen okuduğun bir kitapta, bazen izlediğin bir filmde veya dinlediğin bir şarkı sözü ile oluyor.

Bir iki yıl önceki kendime şu an ki fikirlerimi anlatsam, bir iki yıl önceki ben bile şu an ki benden çok farklıydı.

Yine de 23 yaşıma dönüp bir tavsiye verecek olsaydım: “Zamanını boş yere ve boş insanlara harcama, kendini geliştir, oku, araştır kendine değer kat ve çevrendeki insanları arkadaşlarını iyi seç. Hiç bir şey için geç kalmadın, kendi zamanını yaşıyorsun. Yaptığın ve yapacağın şeyler için kim ne der diye düşünme. ‘Zaten 29.5 yaşına kadar hiç düşünmedin’ ama yine de düşünme hayallerinin peşinden git. Arkadaşlarına çok güvenme, hayatta seni karşılıksız sevenleri iyi tanı.” derdim.

Şu da var ki; 23 yaşımdan sonra yaşadığım ilişkiler, işler hayatımda karşıma çıkan sorunlar ile mücadele etmelerim benim şu an ki motivasyon kaynağımı oluşturdu diyebilirim.

Yine şu sonuca çıkıyoruz; şimdiki aklım olsaydı o yaptıklarımı yapmazdım. Ama o yaptıklarımı yapmasaydım da şimdiki aklım olmazdı.

En büyük motivasyon kaynağım: Ömür boyu bu zamana kadar yaşadığım gibi yaşamamak ve çevremdeki yaşlılar gibi olmamak. Çevremdeki yaşlıları gözlemliyorum onların hayatları beni çok üzüyor onlar adına üzülüyorum ama onlar kendi hayatlarının farkında bile değiller. Yaşamak nedir bilmemişler ki onlar ne yapsın.. Ama ben onlar gibi olmak istemiyorum…

Daha önceki pek çok yazımda da ifade ettiğim gibi sıradan hayat istemiyorum, köle gibi yaşamak istemiyorum… ev iş arası, sığır yaşamı denilen sadece bir sığır gibi sadece yaşamsal faaliyetleri gerçekleştirecek şekilde “işe git, eve gel, yemek ye, uyu, işe git, eve gel, yemek ye, uyu” bu şekilde bir hayatı, hayatımın sonuna kadar yaşayacak olma düşüncesi beni çok korkutuyor ve uykularımı kaçırtıyor…

Motivasyon dediğimiz şey içeriden gelmeli. Hayatımızda bir şey ile ilişkilendirmeliyiz onu. Yani öyle dışarıdan alınan motivasyon işe yaramaz. Benim motivasyonum yukarıda bahsettiğim şeyler oldu. Daha pek çok özel şeyler var tabi ama onları da belki yıllar sonra kaleme alırım, neyse…

Bana motivasyon ver motive olamıyorum falan diyorlar. Bu işe yaramaz. Dışarıdan aldığın motivasyon seni en fazla iki hafta götürür. Bir gaza gelirsin;“Yaptım, yapıyorum, yapacağım“dersin. Sonra söner o motivasyon ve sıkılırsın. Sürdürülebilir motivasyon lazım. Bu da içeriden gelmeli, dışarıdan gaz ile alınan motivasyondan bahsetmiyorum. Öncelikle ne yapmak istediğimizi bir belirlemeliyiz. Şöyle bir geriye çekilip dışarıdan kendimize objektif bir şekilde bir yabancı gibi bakmalıyız. “Ben neredeyim? Şu an ki konumum ne? Bu zamana kadar ne yaptım? Gelecekte nerede olmak istiyorum? Bu zamana kadar arzu edip isteyip de başaramadığım beni en çok üzen, yaralayan, zayıf yanlarım neler? Sevdiğim, ilgilendiğim şeyler neler? Ben nasıl biriyim neler yapmaktan zevk alıyorum? Ve yaptığım işlerde ne kadar başarılıyım? Geçmiş hayatımda neleri iyi yaptım, hangi konularda iyiyim?” deyip kendimizin bir analizini yapmak ve hayatımızı sorgulamak lazım.

Sonra sevdiğiniz, zevk aldığınız şeyleri bulduktan sonra plan yapıp harekete geçmek ve bunu disiplin içerisinde istikrarlı sürdürmek gerekiyor. Erteleme hastalığınız varsa bundan kurtulmanız gerekiyor. Aklınıza gelen fikir ne olursa olsun harekete geçin. Ertelemeyin. Hayat kısa zaman çok çabuk geçiyor ve giden zaman geri gelmiyor. .Hayattaki en değerli şeyin zaman olduğunun bilincine varınca motivasyonumuz daha da artıyor..

Son olarak Sokrates’in bir sözü ile bitireyim;

“Sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değmez”

İlk yorum yapan siz olun

    Bir cevap yazın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    error: İçerik korunmaktadır !!